Kur’an’ı Kerim’in en önemli kavramlarından birisi olan sabır kavramı,
Kur’an’da 104 ayette geçmektedir. Allahu Tealâ bu ayetlerde sabrı
emretmiş, sabredenleri övmüş, kendisinin sabredenlerle beraber olduğunu
ve sabredenleri sevdiğini bildirmiş, sabrın hayırlı sonuçlara vesile
olduğunu söyleyerek sabredenlerin en güzel mükafat ile
mükafatlandırılacaklarını açıklamıştır. İşte bu ayetlerden bazıları…
"Ey iman edenler, sabır ve namazla (Allah'tan) yardım dileyin. Allah sabredenlerle beraberdir." (2/Bakara, 153)
"Allah sabredenleri sever." (3/Âl-i İmran, 146)
"Sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır." (16/Nahl, 126)
"Fakat kim sabreder, affederse şüphesiz bu, çok önemli işlerdendir." (42/Şûrâ, 43)
"...Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir." (16/Nahl, 42)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Kur'an da yeniden diriliş.
Yüce ve mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim, yeniden diriliş konusunda,
insanoğlunun kafasını işgal eden soruları, şüpheleri ve tereddütleri,
bir bir ele alır ve cevaplandırır..Bunu yaparkende, yüce kitabımızın
ortaya koyduğu realizme hayran olmamak mümkün değil....
İnanmayanlar soruyorlar;
''Bizi, bir sürü kemik, kırıntı ve döküntü haline geldiğimiz vakit
mi, gerçekten, biz mi yeni bir yaratılış ile diriltileceğiz
(İSRA/49)..Bizi kim geri çeviirebilir?(ISRA/51)
Kur'an-ı Kerimin kısa cevabı;
'' Sizi ilk defa yaratmış olan...''(ISRA/51)
İnanmayanlar tekrar soruyorlar;
''Biz toprak olduktan sonramı yeniden yaratılacağız?(RAD/5)ve ilave
ediyorlar..''Bu dünya hayatından başka hayat yoktur..Biz bir daha
dirilecek değiliz.(ENAM/29)
Yüce Kitabımız şöyle cevap veriyor;
''Sizin,topunuzun yaratılmanızda, tekrar diriltilmenizde, bir tek
kişiyi yaratmak ve diriltmek gibidir..gerçekten Allah, hakkı ile işiten
ve kemâli ile görendir.(LOKMAN/2
''Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allahın, kendileri gibilerini de yaratmaya kaadir olduğunu görmedilermi? (ISRA/99)
Tekrar diriltilip hesaba çekilecekleri gün, inanmayanlar diyeceklerki;
''Ah... ne olurdu, bizde Rabbimizin ayetlerini yalan saymasaydık, iman edenlerden olsaydık''..(ENAM/27)
Rabbimizin cevabı;
'' Sizi boş yere yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?..(MÜMİNUN/115)
''Öyleyse, inkar edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın''(ENAM/30)
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Davut Aydüz’ün müminlere adabı muaşeret’i öğreten
Hucurat Suresi Tefsiri kitabı Yeni Akademi Yayınları tarafından
yayınlandı.
Hucurât sûresi; müminlerin şânına ve adına layık olan edep ve
terbiye esaslarını ihtiva eden bir sûre. Bu nedenle bazı müfessirler
tarafından bu sure “Ahlâk ve Âdâb Sûresi” olarak nitelendirilir. Toplum
hayatında Müslüman ferdîn davranışlarını düzenlemeye dair ahlâkî
hükümleri en yoğun tarzda yer aldığı bu sure, Allah’ın dinine,
Resûlü’ne, O’nun yanında konuşma âdabına, dedikodulara kulak asmamaya,
duyulan haberi tahkik etmeye, küskünlerin arasını bulmaya, alay ve
hakaret etmemeye, sû-i zandan sakınmaya, gıybetten kaçınmaya, tecessüs
etmemeye, yâni gizli halleri araştırmamaya, ırkçılıktan kaçınmaya,
ihlâsa önem vermeye dair âyetler ihtiva ediyor.
Hucurat Suresi, müminlerin peygamberimizin yanında iken nasıl
olmaları gerektiğinden başlayıp, alınan haberlerin araştırılmasından
kişilerle alay edilmesine, Müslümanlardan iki grubun savaşması halinde
diğer Müslümanların bu konuda tutumlarına, insanların üstünlük sağlamak
için ırk ve soy imtiyazlarıyla övünmelerini men etmeye kadar bir çok
prensibi bünyesinde barındırıyor.
Hucurat Suresinin ilk beş âyetinde; Müslümanların Allah ve
Peygamberi hakkında göz önünde bulundurup takınmaları gereken edep ve
saygı anlatılıyor. Sahabenin Peygamberimiz (sas) ile konuşurken O’nun
yüce mak----- ve şerefli mevkiine saygı göstermek için seslerini
alçaltmaları, O’nunla konuştukları zaman, saygı ve edepli davranmaları
öğütleniyor.
6. ayette ise günümüzün en önemli sorunlarından birisi olan ‘laf’
taşıma ve asılsız haberler üzerine yapılan tartışmalara dikkat
çekiliyor. Önemli haberlerin araştırılması gerçek olup olmadığı nın
soruşturulması, bu yapılmadan harekete geçilmesinin uygun olmayacağı
ihtar ediliyor. Herhangi bir kişi, topluluk veya millet hakkında bir
haber alınmış ise, haberin kaynağı delilleriyle incelenmesi, haberi
getiren kişi güvenilir değilse, hareke geçmeden önce haberin doğru
olup olmadığının iyice incelenmesi gerektiği tavsiye ediliyor.
Günümüzde en sık rastalan kişelerle alay etme, birbirini kötüleme,
kötü lakaplar takma, kötü zanlarda bulunma, başkalarının durumunu ve
hayatlarının gizli yönlerini araştırıp soruşturmanın, insanların
arkasından çekiştirilmesinin haram olduğuna dikkat çekiliyor.
Bütün insanlığı felakete sürükleyen, dünya çapında huzursuzluğa
sebep olan ırk ve soy imtiyazlarına da Hucurat Suresiyle darbe
indiriliyor. Millet, kabile ve ailelerin şan ve şöhretleriyle
öğünmeleri, kendi üstünlüklerini devam ettirebilmek için diğerlerini
çiğnemeleri, dünyayı zulüm ve haksızlıkla dolduran ana sebepler olarak
zikrediliyor.
MÜKREMİN ALBAYRAK
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi.
Yıkık, perişansınız. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz.Çoğunluk size küsmüş
gibi. Yalnızsınız.
Herkes benden uzak, herkes bana kırgın düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz..Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi
doğuyor:
"Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı(Duha-3)
Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin.Rabbim
terk etmiyor, kırılmıyor ya,ne gam! .. Bu ne büyük ferahlık değil
mi?..
Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor.Sanki bu
sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi.
İşte o an ayet yetişiyor imdada:
""Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir
kolaylık muhakkak var! (İnşirah-5/6)
Garantiyi veren Allah! ..Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de
kolaylık geleceği mutlaka ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere
tekrarlanıyor.
Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu,çözümün sorunda gizli olduğunu
da fısıldıyor.Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:
Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş..
Maddi sıkıntınız hat safhada. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz.İflas
ettiniz.. Sıfırı tükettiniz yani.Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde
boğulurken ayet size yeni bir ümit veriyor:
""Eğer yoksulluktan korkarsanız, ALLAH dilerse lütfuyla sizi zengin kılar
Şüphesiz ALLAH hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.r1; (Tevbe-2)
Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yatağa düştü.Doktorlar fazlaca ümit
vermiyorlar.Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz.Gerçek ortada iken moral vermeye çalışmak sanki sahte davranmak gibi geliyor size.Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz.
Eyyub Nebi var Kur'an da...
Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate kavuşmuş..Onun
hali size dayanak oluyor:
""Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida
etmişti:
Bak bana, meşekkat ve acı ile şeytan dokundu! Ve ona, bütün ailesini ve
beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki,
temiz akıllılar için bir ibret olsun. (Sar17;d-41/43)
Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize..Bir tutamak
arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:
""Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda
hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir
fenalıktır.
ALLAH bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)..
Rabbimiz ALLAH, Rasülümüz
Muhammed(s.a.v) ,
Kitabımız Kur'an, Yolumuz Sırat-ı Müstakim! .. Bizden bahtiyarı yok dünyada!
Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve başarı bizim.
Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kur'an konuşuyor:
""Vel Akıbetü lil Müttakin (Kasas-83): Akıbet (hayırlı son, güzel sonuç)
Müttakiler (takvayı kuşananlar, korunanlar, inanca sarılanlar) içindir! ..
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
« Önceki :: Sonraki »